Türkiye'nin ticaretini, sanayisini, esnafını, sanatkârını ve çiftçisini temsil eden odalarımızda yeni bir seçim dönemi başlamıştır.
Öncelikle seçimlerde görev alacak bütün adayları ve seçilecek yöneticileri şimdiden tebrik ediyoruz.
Ancak yeni dönemin, eski yönetim anlayışlarının devamı olmaması gerektiğine inanıyoruz.
Dünya değişiyor. Ticaretin kuralları, üretim biçimleri, teknoloji, yapay zekâ, iklim değişikliği, enerji maliyetleri ve küresel rekabet Türkiye'deki bütün sektörleri dönüştürüyor.
Bu şartlarda odaların görevi yalnızca üyelerinin mevcut sorunlarını ilgili makamlara iletmek olamaz.
Bugünün meslek kuruluşları sorunları takip eden değil, geleceği öngören kuruluşlar olmak zorundadır.
Türkiye'nin uzun vadeli planlama kapasitesinin zayıfladığı bir dönemde, 5 bine yakın oda ve borsa ile ülke ekonomisinin sahadaki en güçlü temsil ağlarından olan TOBB, TESK ve TZOB'a bağlı kuruluşların kendi bünyelerinde strateji ve planlama birimleri oluşturması artık bir ihtiyaçtır.
Her oda, temsil ettiği sektörün geleceğini öngörmeli, riskleri önceden tespit etmeli, teknoloji ve küresel gelişmelerin üyelerine etkisini analiz etmeli, kamu politikaları için somut öneriler geliştirmeli ve üyelerine yalnızca bugün için değil, yarın için de yol göstermelidir.
Aksi halde geçmişten bugüne sürdürülen klasik yönetim anlayışlarıyla yeni bir döneme girmenin üyelerimize ve Türkiye ekonomisine önemli bir katkı sağlaması mümkün değildir.
Bir diğer temel mesele şeffaflıktır.
Üyelerinden aidat toplayan bu kuruluşların gelir ve giderleri, bütçeleri, harcamaları ve yönetsel kararları üyelerinin denetimine açık olmalıdır.
Aidat ödeyen üye, hesabını sorma hakkına da sahiptir.
Aynı şekilde, yıllarca aynı makamların aynı kişiler tarafından yönetilmesi de demokratik temsil açısından yeniden değerlendirilmelidir.
Tüccarların, esnafın, çiftçilerin, işçi ve memurların örgütlü özellikle üst birliklerinin başkan ve yöneticileri temsil ettikleri kitlelerin hak, menfaat ve hukukunu korumaktan ziyade uzun dönemli görev süreleri dolayısıyla mülkiyetleri haline gelmiş şahsi varlıklarını sürdürmeye odaklanmış bir hal içindedirler.
Tecrübe önemlidir; ancak tecrübenin kalıcı makama dönüşmesi kurumların yenilenmesinin önünde engel olmamalıdır. Başkanlık ve üst düzey yöneticilik görevlerine makul süre sınırları getirilmesi, yeni kadroların ve yeni fikirlerin önünü açacaktır.
Gerekli tedbirlerin alınmaması halinde bu kurumlar, kendi kendini tasfiye sürecine gireceklerdir.
Biz Demokrat Parti olarak güçlü meslek kuruluşlarından yanayız.
Ancak güçlü meslek kuruluşu; şeffaf, hesap verebilir, demokratik, bağımsız ve geleceği planlayabilen meslek kuruluşudur.
Bu seçimlerde aday olanlara çağrımız açıktır:
Üyelerinize yalnızca bir yönetim listesi değil, bir gelecek vizyonu sunun.
Çünkü odalarımızın geleceği, yalnızca odalarımızın değil;
Türkiye ekonomisinin geleceğidir.
Haydar Altıntaş
Demokrat Parti Sözcüsü
İzmir Milletvekili