Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın Nöbetçi Gazete ziyaretinde Bursa’nın siyasi yapısı ve Türkiye gündemine ilişkin karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Uysal, Bursa’nın Türkiye açısından önemli bir üretim ve ihracat merkezi olduğuna dikkat çekerken, özellikle sanayi ve tekstil sektörünün son dönemde yaşadığı sorunlara değindi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 3. Cumhurbaşkanı merhum Celal Bayar’ın vefatının 40. yıl dönümü dolayısıyla doğum yeri Bursa’nın Gemlik ilçesine bağlı Umurbey Mahallesi’nde düzenlenen törene ve bir dizi programa katılmak üzere Bursa’ya gelen Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kemal Göral ve beraberindeki heyetle birlikte Nöbetçi Gazete’yi de ziyaret etti.

Gerçekleştirilen ziyarette Uysal, Bursa’nın siyasi ve ekonomik gündeminin yanı sıra Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi süreç, demokrasi, muhalefet, anayasa tartışmaları, ekonomi, sanayi, yerel yönetimler ve önümüzdeki döneme ilişkin siyasi gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Uysal, Bursa’nın Türkiye ekonomisi açısından taşıdığı öneme dikkat çekerken, özellikle sanayi, tekstil, ihracat ve istihdam alanlarında yaşanan sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bursa’daki siyasi partilerin daha aktif olması gerektiğini ifade eden Uysal, muhalefetin demokrasinin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, iktidarın muhalefeti etkisizleştirmeye yönelik politikalarının Türkiye açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu savundu.

Türkiye’de demokrasinin en önemli unsurlarından birinin güçlü bir muhalefet olduğunu söyleyen Uysal, iktidarın muhalefeti ortadan kaldırmaya yönelik adımlar atmaması gerektiğini belirtti. Başkan Uysal, “Her kim ki muhalefeti yok ediyorsa, bilsin ki iktidarın da gideceği yok. Muhalefetsiz iktidarın ömrü uzar. O zaman kardeşim, etmeyin eylemeyin, muhalefet de nefes alsın. İnsanlar bir şey söylesin” ifadelerini kullandı. Devlet gücünün muhalifler üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasının demokrasiye zarar verdiğini belirten Uysal, iktidarın eleştiriye açık olması gerektiğini dile getirdi.
“SEÇİME GİRMEK SERBEST AMA KAZANMAK YASAK”
Türkiye’de siyasi rekabetin giderek daraltıldığını ileri süren Uysal, özellikle son dönemde yaşanan soruşturmalar, gözaltılar ve siyasi operasyonlar üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Uysal, “Seçime girmek serbest ama kazanmak yasak. Formül bu” ifadelerini kullanarak, siyasi partilerin seçime katılmasının önünde doğrudan bir engel bulunmasa bile iktidar tarafından siyasi rekabet alanının daraltıldığını savundu. Muhalefetin yalnızca seçim dönemlerinde değil, parlamentoda ve toplumun her alanında etkin olması gerektiğini söyleyen Uysal, siyasi partilerin ve milletvekillerinin denetim görevini yerine getirebilmesinin önemine dikkat çekti.Şehir ve Yerel Bölge Rehberleri
Demokrasinin yalnızca sandıktan ibaret olmadığını ifade eden Uysal, kamu harcamalarının denetlenmesi gerektiğini söyledi. Vergi veren vatandaşın kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını sorma hakkı bulunduğunu belirten Uysal, Sayıştay’ın denetim yetkisinin önemine dikkat çekerek, “Sayıştay’ın yerinde bir denetim hakkını yerine iade etmediğiniz sürece denetimler bürokratik iş olmaktan öteye geçmez” dedi. Uysal ayrıca milletvekillerinin soru önergelerinin etkin biçimde cevaplandırılmadığını savundu. Meclis denetim mekanizmalarının işlevsizleştirilmesinin parlamenter sistem açısından ciddi bir sorun olduğunu belirtti.

Türkiye’de ciddi bir temsil problemi yaşandığını savunan Uysal, milletvekillerinin seçildikten sonra millet adına denetim yapabilmesi gerektiğini söyledi. “Milletvekili seçiyoruz, her gün milletin aleyhine kanun yapıyoruz” diyen Uysal, sivil toplum kuruluşlarının, meslek örgütlerinin ve ekonomik aktörlerin de yeterince özgür biçimde görüşlerini dile getiremediğini savundu. Uysal, Türkiye’de iş dünyasının ve sanayicilerin ekonomik politikalara yönelik eleştirilerini açık şekilde dile getirmekten çekindiğini de öne sürdü.
UYSAL BURSA’NIN SANAYİSİNE DE DİKKAT ÇEKTİ
Bursa’nın Türkiye’nin önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğunu belirten Uysal, uygulanan ekonomi politikalarının özellikle tekstil ve istihdam yoğun sektörlerde ciddi tahribata yol açtığını söyledi. Son üç yılda tekstil sektöründe yaklaşık 400 bin istihdam kaybı yaşandığını ileri süren Uysal, yalnızca mayıs ayında sektörde yaklaşık 14 bin istihdam kaybı olduğunu ifade etti. Türkiye’nin tekstil başta olmak üzere istihdam ve enerji yoğun sektörlerde uluslararası rekabet gücünü kaybettiğini savunan Uysal, “Geri dönmeyi görün artık. Tekstil başta olmak üzere istihdam yoğun sektörlerde, enerji yoğun sektörlerde Türkiye’nin rekabet edebilme şansı kalmadı” dedi.

“ÜRETİCİ DE MEMNUN DEĞİL, TÜKETİCİ DE”
Tarım ve hayvancılık politikalarını da eleştiren Uysal, üreticinin yüksek maliyetlerle karşı karşıya olduğunu söyledi. Üretici ile tüketici arasındaki fiyat makasının giderek büyüdüğünü belirten Uysal, “Üreten de memnun değil, tüketen de memnun değil” ifadelerini kullandı. Uysal, hükümetin üreticiyi desteklemek yerine zaman zaman fiyat artışlarının sorumlusu olarak üreticiyi göstermesini de eleştirerek, maliyet enflasyonunun dikkate alınması gerektiğini söyledi. Türkiye’de ekonomik politikaların orta sınıfı zayıflattığını savunan Uysal, özellikle emeklilerin, ücretli çalışanların, esnafın ve sanayicilerin satın alma gücünü kaybettiğini belirtti. Uysal, “Hepimiz kaybediyoruz. Alım gücünü herkes kaybediyor. Çok sınırlı sayılar kazanıyor” dedi. Ekonomik sorunların yalnızca maaşlara yapılacak küçük artışlarla çözülemeyeceğini belirten Uysal, Türkiye’de geniş kesimlerin son yıllarda ciddi gelir kaybına uğradığını ifade etti.
GENEL BAŞKAN’DAN PKK SÜRECİNE İLİŞKİN SERT MESAJLAR
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, PKK’nın silah bırakması ve devam eden siyasi süreç hakkında da dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Uysal, terörün sona erdirilmesini desteklediklerini ancak terör örgütünün siyasi alanda güç kazanmasına karşı olduklarını söyledi. “Silahların susması, terörün bitmesi Türkiye için tarihi bir kazançtır. Ancak terörü bitirmek başka, terör örgütünün liderini bölgenin siyasi koruyucusu ve Kürtlerin tek temsili haline getirmek başka şeydir” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan Kürt vatandaşların siyasi iradesinin PKK üzerinden şekillendirilmesine karşı olduklarını belirten Uysal, “Kürt vatandaşlarımızın üzerinden PKK’nın vesayetini kaldırıp atacağınıza, ‘Sizin hakkınızı onunla müzakere edeceğim’ derseniz, devletin yanında durmuş aileleri ve vatandaşları ateşe atmış olursunuz” dedi. Türkiye’nin üniter devlet yapısının korunması gerektiğini vurgulayan Uysal, farklı etnik ve dini kimliklerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çatısı altında özgürce yaşamasından yana olduklarını söyledi. “Devletimizin parçalanmasından korkuyoruz. O yüzden üniterliği, tekliği savunmak ihtiyacı içerisindeyiz” diyen Uysal, vatandaşların kanun önünde eşit olması gerektiğini belirtti. Türkiye’de farklı kimliklerin bulunmasının doğal olduğunu ifade eden Uysal, çözümün devletin temel yapısını değiştirmekte değil, vatandaşların eşit haklara sahip olmasını sağlamakta olduğunu savundu.

Türkiye’de zaman içerisinde “makbul vatandaş” ve “makbul olmayan vatandaş” ayrımının ortaya çıktığını ileri süren Uysal, temel hak ve özgürlüklerin siyasi aidiyete göre farklılaşmaması gerektiğini söyledi. Uysal, “Türkiye’de iki tür vatandaş var. Bir makbul vatandaşlar var, bir de makbul olmayan vatandaşlar var” ifadelerini kullandı. Vatandaşların siyasi görüşleri nedeniyle baskı altında hissetmemesi gerektiğini belirten Uysal, demokratik siyasetin ancak özgür bir rekabet ortamında gelişebileceğini dile getirdi.

Önümüzdeki seçimlere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Uysal, Demokrat Parti’nin kendi adı ve kimliğiyle siyasi mücadelesini sürdürmek istediğini söyledi. Uysal, partisinin kendi müstakil cumhurbaşkanı adayını çıkaracağı bir süreç hedeflediğini belirterek, “Siyaset yeniden yapılanacak. Milletin önünde olacağımız, kendi müstakil cumhurbaşkanı adayımızı çıkaracağımız bir süreç” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde vatandaşın belirli şartları sağlayan adayları yüz bin imzayla aday gösterebilmesini de hatırlatan Uysal, halkın seçimlerde belirleyici güce sahip olduğunu söyledi. Uysal, “Milletin elinde bir manivela var. Yüz bin imzayla Sarı Çizmeli Mehmet Ağa’yı aday yapabilir bu millet” ifadelerini kullandı. Seçmenin sandıkta konuşacağını belirten Uysal, siyasi iktidarların vatandaşın iradesinin önüne yapısal engeller koymaması gerektiğini söyledi. Gültekin Uysal, CHP'li belediyelere yönelik soruşturmalar ve belediyelere yönelik uygulamalar hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Yerel seçimlerde vatandaşın ortaya koyduğu tercihin cezalandırılmaması gerektiğini savunan Uysal, “İzmir’de bir milyon AK Parti’ye yazıyoruz, bir milyon 250 bin CHP’ye yazıyoruz. Peki sen CHP’yi cezalandırırken ne yapacaksın? Kendi seçmenimi de cezalandırıyorum” dedi. Belediyeler arasında siyasi ayrım yapılmasının demokratik iradeye zarar vereceğini belirten Uysal, iktidarın yerel yönetimlerle ilgili yaklaşımını eleştirdi. Yerel yönetimlerin halk lokantaları ve benzeri uygulamalarına da değinen Uysal, vatandaşın ucuz gıdaya erişimini desteklediğini ancak belediyelerin küçük esnafla doğrudan rekabete girmemesi gerektiğini söyledi. Uysal, “Ben ucuz yedirmenin önünde mani değilim. Ama sokaktaki fırıncıyla, ayakkabıcıyla, kahveciyle çarpışırsan bunun adına ne liberallik denir ne halk için ekonomi” ifadelerini kullandı. Esnafın Türkiye'nin ekonomik ve sosyal yapısında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Uysal, esnafın ayakta kalmasının toplum açısından hayati olduğunu söyledi. Bursa’nın Türkiye ekonomisindeki özel konumuna tekrar dikkat çeken Uysal, kentte sanayi ve üretim sektörünün yaşadığı sorunların Türkiye'nin genel ekonomik tablosunun önemli bir yansıması olduğunu söyledi. Buluşmanın sonunda Bursa’daki Demokrat Parti teşkilatıyla siyasi çalışmalar ve önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmeler yapılırken, Uysal Bursa’daki siyasi aktörlerin daha aktif ve görünür olması gerektiğini ifade etti. Başkan Uysal, Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini ancak demokratik siyasetin ve vatandaşın iradesinin korunması gerektiğini belirterek, muhalefetin görevini sürdürmesinin önemine dikkat çekti.
Kaynak: Nöbetçi Gazete - NAZLI YİĞİT