Aziz Milletimiz,
Türkiye, millî egemenlik ve hukuk devleti açısından son derece vahim bir süreçle karşı karşıyadır.
PKK’nın kırk yılda silahla, bombayla ve kanla elde edemediği siyasi sonuçların, bugün siyasi hesaplarla hayata geçirilmesine asla rıza göstermeyeceğiz.
Adeta Türkiye Cumhuriyeti Devleti PKK ile bir savaşa girmiş ve kaybetmiş gibi sonuçlara sebep olacak bu yasaya karşıyız.
Bugüne kadar siyasal olarak emellerinden taviz vermediklerini, vermeyeceklerini her aşamada beyan eden, üstüne işledikleri cinayet ve katliamlardan pişman olmadıklarını söyleyen, iktidarın verdiği hadle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni mağlubiyete uğratmış gibi meydanlarda naralar atan bir örgütü muhatap almak devletimizin itibarına, Milletimizin onuruna, şehitlerimizin hatırasına hakarettir, ihanettir.
TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan ‘çerçeve yasa’ Türkiye’de demokrasiyi işler hale getirecek, herkesin hukukundan emin olduğu bir iklimi yeniden tesis edecek, hak ve hürriyetleri genişletip teminat altına alacak hüviyetten uzaktır. Amaç AKP iktidarının keyfi idaresini sürdürecek bir anayasayı geçirmek ve akabinde bu iklimde seçime gitmeyi sağlamaktır.
Türkiye Cumhuriyeti terörle mücadelesini hukuk devleti, insan hakları ve kamu düzeninden taviz vermeme ilkeleriyle sürdürmelidir. Terörle mücadele yalnızca bir güvenlik meselesi değil; anayasal düzenimizin, toplumsal barışımızın ve ortak geleceğimizin korunması meselesidir.
Bizim itirazımız nettir:
Terör örgütü PKK’yı, Kürt kökenli vatandaşlarımızın hamisi, vasisi veya temsilcisi haline getirecek her teşebbüsün karşısındayız.
Milli birlik ve kardeşlik; terör örgütlerinin gölgesinde değil, ortak vatandaşlık, eşit hak ve sorumluluk ve hukukun üstünlüğü temelinde güçlendirilir.
Demokrat Parti olarak;
* Terörle mücadelede kararlılığın zayıflatılmasına,
* PKK’nın herhangi bir toplumsal kesimin temsilcisi veya hamisi gibi gösterilmesine,
* Terör suçlularının siyasi hesaplarla serbest bırakılmasına,
* Etnik bölücülüğün “eşitlik” veya “demokrasi” adı altında meşrulaştırılmasına, karşıyız.
Biz Türkiye’yi etnik kimlikler üzerinden ayrıştıran değil, her vatandaşını eşit gören bir hukuk devleti olarak savunuyoruz.
Devletin kurumları ve milletin iradesi, terör örgütlerinin gölgesine sokulamaz. Şehitlerimizin kanı, gazilerimizin fedakârlığı ve milletimizin birliği hiçbir siyasi hesabın pazarlık konusu yapılamaz.
Türkiye’nin ihtiyacı terör örgütleriyle pazarlık değil; demokrasinin güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğünün işletilmesi, eşit vatandaşlığın eksiksiz uygulanması ve Gazi Meclis’in iradesinin güçlendirilmesidir.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Hiçbir örgüt, hiçbir siyasi hesap ve hiçbir pazarlık millet iradesinin üzerinde değildir.
Çözüm demokrasidir.
Çözüm adalettir.
Çözüm hukukun işletilmesidir.