Genel Başkanımız Gültekin Uysal, kongrelere katılmak üzere gittiği Kastamonu’da, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal, kongrelere katılmak üzere gittiği Kastamonu’da, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
3 Mart 2018 Cumartesi

“Güneydoğumuzu, Doğu Anadolu’muzu PKK’nın inisiyatifine bıraktınız, o açılan hendekleri görmezden geldiniz, bedelini askerimiz, polisimiz can vererek ödedi”

 

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, kongrelere katılmak üzere gittiği Kastamonu’da, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu

 

“Güneydoğumuzu, Doğu Anadolu’muzu PKK’nın inisiyatifine bıraktınız, o açılan hendekleri görmezden geldiniz, bedelini askerimiz, polisimiz can vererek ödedi”

 

“19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, eğer ‘kandırılmıştım’ deseydi, bugün bu ülkenin birliği de yoktu, bu ay yıldızlı bayrak da dalgalanmıyor olacaktı”

 

“Zeytin Dalı Harekatı’nı bile ‘yerlilik, millilik’ diyerek siyasi alanda bir rekabet unsuru haline getirmeye kimsenin hakkı yoktur”

 

 

(DP Basın Merkezi – 03 Mart 2018) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Daday İlçe Kongresi ve Merkez İlçe Kongrelerine katılmak üzere gittiği Kastamonu’da gündemi değerlendirdi.

 

“Güneydoğumuzu, Doğu Anadolu’muzu PKK’nın inisiyatifine bıraktınız, o açılan hendekleri görmezden geldiniz, bedelini askerimiz, polisimiz can vererek ödedi” diye konuşan Uysal, Merkez İlçe Kongresi’nde yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

 

“Terörle mücadele, tereddüt kabul etmez”

 

“Bu ülkenin stratejik kurumlarını cemaat adı altında bir yapıya teslim etmişsiniz. Bu ülkenin deyim yerindeyse yönetenlerin şahsi akıl ve icraat zaafları bu ülkenin milli güvenlik açığı haline gelmiş. Diyorsunuz ki; ‘biz kandırıldık’.

 

19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, eğer ‘kandırılmıştım’ deseydi, bugün bu ülkenin birliği de yoktu, bu ay yıldızlı bayrak da dalgalanmıyor olacaktı.

 

Yanlışlara bu ülkenin tahammülü yok. Terörle mücadele ederken bilmeniz gereken en temel gerçek, terörle mücadelenin tereddüt kaldırmayacağıdır.

 

‘Devleti ele geçireceğiz’ diyerek beraber yürüdükleri ile koskoca bir devletin bağışıklık sistemi çökertildi. Bugün bir muhasebe yaptığımızda ne kadar zafiyetimiz var, bunu bile tespitte maalesef zorlanıyoruz.

 

“Zeytin Dalı Harekatı’nı bile

siyasi alanda bir rekabet unsuru haline getirmeye kimsenin hakkı yok”

 

Dışarıdan bakıldığında istikametini kaybetmiş bir Türkiye fotoğrafı ile Türkiye’nin yürüyebilme imkanı yoktur. Bölgede attığımız yanlış adımlar ve yanlış bir dış politikanın neticesi olarak; bugün El Bab’da Fırat Kalkanı Harekatı’yla, Afrin’de Zeytin Dalı Harekatı’yla, bütün bunların bedelini bizim güvenlik güçlerimiz ödemektedir. Zeytin Dalı Harekatı’nı bile ‘yerlilik, millilik’ diyerek siyasi alanda bir rekabet unsuru haline getirmeye kimsenin hakkı yok.

 

Türkiye'nin kıt kanaat imkanlara sahip olduğu dönemde Türkiye'nin üretici altyapısını kurarak bugünler getirmişiz. Türkiye'nin 80 milyona dayanmış nüfusu, ekonomik büyüklüğü, üniversiteleri, gençleri ve kadınlarıyla her zamankinden daha fazla söz söylemeye gücü de yeteneği de vardır. Yeter ki bu kudret kapasitesine uygun sağlıklı bir siyasi akılla buluşsun.

 

Türkiye, bu gücünü ortaya çıkarmak adına siyasetin fonksiyon göremediği, meselelerini demokratik, hukuki kanallara aktaramadığı bir Türkiye'dir. Üzüntümüz, kavgamız, mücadelemiz budur. Tarih ve coğrafyanın bir kader olduğu bilinciyle tarihin kılavuzluğunda bugün Türkiye, kendisine tüm kurumlarıyla birlikte yeni bir boyut ve derinlik katma mecburiyetindedir.

 

“Bugün, daha fazla ayrılığa gayrılığa yer yoktur”

 

Bu milletin evlatları, devlet adamları Tanzimat'ta, Meşrutiyet’te, Cumhuriyet’i kurarken, çok partili hayata geçilirken tarihi şartların emrettiği akıl genişliği içinde vazifesini yaptı. Bizim sorumluluk duygusu içinde üzerimize düşen vazife budur.

 

Bir imparatorluğun devamı olarak ardımızda bıraktığımız hicranlı topraklar başta olmak üzere büyük devlet hattına ihtiyaç duyulan bir zamandayız. Boşuna değildir ABD Başkanı'nın Kudüs'ü, o toprakları terk edişimizin yüzüncü yılında İsrail'in başkenti ilan etmesi.

 

Tarihin makas değiştirdiği bir dönemde her daim bedel ödemiş bir milletin askeri, Mehmetçik'i yeniden bedel ödüyor. Bir asır sonra yeniden bölgemize birilerinin tasarruflarını dayattıkları noktada, kendi kaderini kendi belirleyemeyen devletlerin, milletlerin bulunduğu coğrafyada her şeye rağmen kendi kaderini tayin etmiş bir millet olarak varlığımızı, münakaşaya açanlara karşı ilelebet dik duruşumuzu hep beraber ortaya koyacağız.

 

Bugün birlik günüdür, bugün vahdet günüdür. Ayrılığa gayrılığa yer yoktur. Siyasetin vazifesi, milletimizin bütün milli güç unsurlarını ortaya koyacak üsluba, anlayışa ve zihniyete sahip olmaktır.”

 

 

 


Kaynak ( DP )