Genel Başkanımız Gültekin Uysal, kongreye katılmak üzere gittiği Trabzon’da Taka Gazetesi’ne gündeme dair açıklamalarda bulundu
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal, kongreye katılmak üzere gittiği Trabzon’da Taka Gazetesi’ne gündeme dair açıklamalarda bulundu
29 Aralık 2017 Cuma

“Demokrat Parti olarak bizim amacımız; temel hak ve hürriyetlerin sonuna kadar teminat altına alındığı, parlamenter ve demokratik bir model içerisinde işleyen, denetlenebilirliği ve şeffaflığı olan bir mekanizmayı kurmak”

(DP Basın Merkezi – 28 Aralık 2017) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, kongreye katılmak üzere gittiği Trabzon’da Taka Gazetesi’ne gündeme dair açıklamalarda bulundu.

 

Trabzon’da Taka Gazetesi’nden Furkan Yiğit’in sorularını cevaplandıran Genel Başkanımız Gültekin Uysal’ın gazetede yayınlanan röportajı şöyle:

 

 

Furkan Yiğit: Türkiye 2019’a kilitlenmiş durumda. Üç tane seçim yapılacak. Demokrat Parti ve İyi Parti birleşmesi söz konusu mu?  

 

“Bugünden verilmiş kati hükümlerimiz yok”

 

Gültekin Uysal: 16 Nisan 2016 referandumundan sonra istesek de istemesek de, Türkiye’nin içinde bulunduğu hal ve şartları göz önüne alırsak siyaset, her birimizi belirli ortak değerler etrafında düşünmeye, beraber olmaya itiyor. İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in geçmişi, merkez sağ çizgisi dolayısıyla böyle bir konu konuşuluyor. Biz bu noktada gayet medeni bir şekilde her ortamda ifade etmeye çalıştığımız gibi ölçüsüz ve prensiplerden bağımsız, keyfi, şahsi önceliklerimizle bir tavır benimsemedik. Referandumda da gayet medeni bir şekilde kendi düşüncelerimizi geçmiş siyasi çizgimizin yönlendirdiği değerler etrafında, prensipler etrafında bir tavır geliştirmeye gayret gösterdik.

 

2019’da iktidar istiyor ki, iki kutuplu bir seçim olsun. Biz bunun çok doğru olacağı kanaati içerisinde değiliz. Kanaat olarak da tabii ki çok somut bir sürecin içerisine girmeden, ‘Cumhurbaşkanı adayı olarak’ kendimiz bir aday çıkacak mıyız, çıkarmayacak mıyız tartışmadan bir şey söylemek istemem.

 

Bugünden verilmiş birtakım kati hükümlerimiz yok. Netice itibariyle bizler de elbette ülkemiz adına bir sorumluluk çerçevesi içinde hareket edeceğiz. Ortak tavırlar geliştirme noktasında kapımız her zaman açıktır.  

 

Furkan Yiğit: Sayın Genel Başkan, başkanlık sistemi konusunda düşünceleriniz nelerdir?

 

“Türkiye’de maalesef bugün siyaset işlemiyor”

 

Gültekin Uysal: Siyasi partilerin bir tasavvuru var. Türkiye’nin önemli bir parlamenter geçmişi var. Seçim beyannamelerimizde de ifade ettiğimiz gibi, Türkiye’de bugün konuştuğumuz can alıcı, can yakıcı bütün meselelerin çözümü, işleyen bir siyaset düzenidir. Türkiye’de maalesef bugün, siyaset işlemiyor. Sağlıklı bir zincir oluşturulmamış. Vatandaşı merkeze alan, milleti merkeze alan, milli iradeyi merkeze alan bir noktadan, üyeliklerin seçim kurullarında teminat altına alındığı, bütün siyasi partiler için ön seçimin şart olduğu, vekâlet veren-vekâlet alan ilişkisinin çok sağlıklı kurgulanmadığı bir iklimden gelmiyoruz.

 

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde inanıyorum ki; milletvekillerinin birçoğu vicdanlarını kanatmasına rağmen, milletin aleyhine pek çok karara ellerini kaldırmışlardır. Türkiye’de milletvekillerinin millete dönüp hesap verebilecekleri bir sistem olsa; ön seçimdir, dar bölgedir, tercihli sistemdir, milletin hesap soracağı birtakım meselelerde bu rahatlıkta el kaldıracağı kanaatinde değiliz.

 

 

 

İnanıyoruz ki Türkiye, üçüncü dünya ülkeleri gibi bir kişinin en küçük beldeye ne yapılacağına karar verdiği, Türkiye’nin dış politikasını çizdiği, şahsileştirilmiş bir düzene, tarihin akşını geriye akıtırcasına kişi temelli kararlar alan değil; kurum ve prensipler temelli, hukuk devleti temelli bir düzene evrilecek.

 

Şu anda görünen tabloda her geçen gün adı konmamış bir şekilde rengi koyulaşan, temel hak ve hürriyetlerin birilerinin keyfiyetine bırakıldığı bir sisteme doğru gidiyoruz.

 

Demokrat Parti olarak bizim amacımız; temel hak ve hürriyetlerin sonuna kadar teminat altına alındığı, parlamenter ve demokratik bir model içerisinde işleyen, denetlenebilirliği ve şeffaflığı olan bir mekanizmayı kurmak.

 

“Sayıştay raporları Meclis’e gelmiyor”

 

Türkiye’nin bugün hatırı sayılır bir bütçesi olmasına karşın Sayıştay’ın denetim raporlarının Meclis’e gelmediği bir Türkiye var.

 

Yakın zamanda Meclis’ten bir bütçe geçti. Türkiye’deki bütçe görüşmeleri, seçimlerden sonra neredeyse yarı final diyebileceğimiz bir düzlemde gerçekleşir. O düzlemden baktığımızda Türkiye’nin meselelerinden daha ziyade, karşılıklı ithamların, safsataların konuşulduğunu görüyoruz.

 

Türkiye’nin çok derinden işleyen yapısal meseleleri var. Ekonomik olarak depo ettiği meseleleri var, eğitim meselesi var, sağlık meselesi var. Bunları iktidara muhalefet etmek için söylemiyoruz. Her birimizin içinde yaşadığı bütün bu problemleri gönlümüz istiyor ki; 80 milyon Türkiye’de insanlarımızın emek-değer zinciri içerisinde ülkede üretilen katma değerden, vergi adaletinden başlayarak düzgün bir şekilde işler bir mekanizmaya dönüştürerek çözelim.  

 

Furkan Yiğit: Türkiye’de, piyasalarda bir durgunluk hâkim. Bunu aşılabilir görüyor musunuz?

 

“Açılan işletme sayısından daha fazla

kapanan dükkanların olduğunu görüyoruz”

 

Gültekin Uysal: Serbest piyasa, düzenli bir piyasadır. Herkesin başına buyruk hareket ettiği, edebileceği bir piyasa değildir. Burada devletin düzenleyici ve denetleyici tavrı çok önemli. Ama bugün özellikle büyük sermayenin karşısında esnaf ve sanatkarlar odalarının rakamlarına baktığımızda, açılan işletme sayısından daha fazla kapanan dükkanların olduğunu görüyoruz. Bu açıdan baktığınızda Dünya’nın çok hızlı bir evrim geçirdiği, değiştiği, dönüştüğü, evrim geçirdiği bir ekonomik çizgisi içerisinde Türkiye’nin görece pozisyon kaybettiğini de söylemek mümkündür. Bunun da temel sebebi, siyasetçilerimizin diline pelesenk ettiği ‘Yüksek katma değerli ürün’…

 

“Türkiye’de milli sıfatı olan milli eğitimi getirdik,

siyasetin arka bahçesi yaptık”

 

Türkiye’nin yapısal problemlerinden birisi de eğitim. Eğitimi biz ideolojik bir paranteze hapsettik. Sadece ve sadece iktidarın tezlerini bir ‘imanmış’ gibi savunacak bir insan kümesi üretmek için Türkiye’de milli sıfatı olan milli eğitimi getirdik, siyasetin arka bahçesi yaptık.

 

“Safsatalarla Türkiye’de siyaset yönlendirilmek isteniyor”

 

Şimdi buradan Türkiye’nin hedeflediği o ideallere yürüyebilme imkanı yok. İktidar partisi iyi niyetle 2023 hedefleri koydu, Türkiye’nin yıllık yüzde 13-15 büyümesi lazım ki, 2023’de o hedefleri yakalayabilsin. Bütün bunlar gerçekçi değil.

 

Orta vadeli plan yapmaya başlamışlar, tutturdukları bir yılları yok. Bunu eleştiri olsun diye söylemiyorum ama Türkiye’nin hatırı sayılır bütçesi var. Geçen yıl 645 katrilyon, bu sene 760 katrilyon civarında bir bütçe, bunlar büyük paralar.

 

Denetlenmeyen, şeffaf olmayan süreçlerle maalesef kaynaklarınızın olması gereken doğru hedeflere yönlendirmesinin sonucudur ekonomideki mesele. Bütün bunlar işlenmiyor, birtakım keyfi, hamasi söylemlerle, safsatalarla Türkiye’de siyaset yönlendirilmek isteniyor.  

 

Furkan Yiğit: Bir dönem Demokrat Parti’nin de Genel Başkanlığı’nı yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından eleştiriler ve suçlamalar var. Süleyman Soylu’ya haksızlık yapıldığını düşünüyor musunuz?

 

“Bu söylemlerden Türkiye’nin lehine çıkacak bir artı değer yok”

 

Gültekin Uysal: Ben temel bir şey söylemek istiyorum. Türkiye’de özellikle Reza Zarraf davası, Man Adası diyerek Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı belgeler, hemen akabinde gerçekleşen bütçe görüşmeleri… Tabii böyle bir dönemde siyasetin tansiyonu en zirve noktasına çıktı.

 

Maalesef bu yüksek gerilim hattındaki kavga, dövüş, itham süreciyle beraber, Türkiye’de artık meşru siyasetin sınırlarının silindiği bir portre ortaya çıkarıyor. Bu, hepimizi endişeye sevk etmeli. O açıdan siyasetin bir sorumluluk rejimi olduğu bilinciyle iktidarın da ana muhalefetin de meseleleri şahsileştirmeden, ülkenin problemlerini merkeze alacak bir üslup içerisinde, hepimizin siyaset kültürü içerisinde edindiğimiz karşılıklı saygıyı yaşatacak bir üslup içerisinde yürümesi lazım. İş şahsileştiğinde siz itham edersiniz, karşı da sizi itham eder, böyle bir portre var ortada ki bu bizim benimsediğimiz, onay vereceğimiz bir portre değil. Bu söylemlerden Türkiye’nin lehine çıkacak bir artı değer yok.

 

Furkan Yiğit: Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı zaman zaman eleştiriyorsunuz. Ancak kendisi Kudüs konusunda bir tavır aldı ve İslam dünyasına Kudüs hadisesinde öncülük etti. Gayretlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

 

Gültekin Uysal: Doğru ve olumlu buluyoruz… Bunu söylemekten çekinecek bir tarafımız yok… Yani İktidar bütün her şeyi kötü yaptı demiyoruz ama bizim ölçülerimizle pek çok şeyi kötü yaptığı kanaatindeyiz.

 

ABD’nin Kudüs’ü başkent ilan etmesi çok tesadüfü değil. Tarihsel bir veri; 9 Aralık 1917’de Osmanlı İmparatorluğu Kudüs’ü terk etmiştir. Onun yüzüncü yılında, Aralık ayında bu karar alındı. Diğer yandan; İslam dünyasının başat ülkeleri olan başta İran, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır olmak üzere bu ülkelerin kendi aralarındaki anlaşmazlıklarının en zirveye çıktığı bir dönemde bu kararı aldı.

 

Bugün de Kudüs meselesinde Türkiye’nin İslam Kalkınma Örgütü’nün dönem başkanlığı dolayısıyla önemli bir tavrı oldu. Başından itibaren olması gerektiği şekliyle hükümetimiz kararlı bir tavır aldı, toplumsal meşruiyet, uluslararası meşruiyet olmayan bir karar noktasında oluşan dünyadaki havayı doğru bir istikamete yönlendirerek, Birleşmiş Milletler’de, uluslararası ülkeler arasında çok kaile almayacağımız ABD’nin dışında buna taraf olan ülke olmadı. Bunun arkasını getirmek ve planlamak lazım. İktidarın bu manadaki beyanlarını takip ediyoruz, iktidarın planlamaları var, bunu olumlu buluyor ve destekliyoruz.  

 

Furkan Yiğit: Son olarak Trabzon’a, Trabzon halkına bizim aracılığımızla neler söylemek istersiniz?  

 

Gültekin Uysal: Trabzon’da teşkilatımızla birlikte değerlendirmelerimizi yaptık. Türkiye sahip olduğu imkanları kullandığında, bütün bu imkanlarla düze çıkabilecek kabiliyete ve manevraya sahip bir ülke. Bunun için ise doğru bir siyasi akılla buluşması için geçişimizden bugüne devşirdiğimiz değerlerimizle birlikte Demokrat Parti olarak, ülkemizin meselelerine ışık tutmaya gayret ediyoruz. Siyasetin daha fazla daraldığı, sıkıştığı noktada, milletimizin özlemini giderecek, kademe kadame büyüyen, milletimizin meselelerini kuvvetli bir sese dönüştüren bir Demokrat Parti’yi, Trabzon’umuz da ülkemiz de fazlasıyla görecektir. Trabzonlu hemşerilerimizi saygıyla selamlıyorum.”

 

 


Kaynak ( DP )