Genel Başkanımız Gültekin Uysal, yaptığı açıklamada yeniden birlik siyasetine geçmek gerektiğini söyledi
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal, yaptığı açıklamada yeniden birlik siyasetine geçmek gerektiğini söyledi
6 Haziran 2017 Salı

“Türkiye, '15 Temmuz FETÖ Darbe Teşebbüsü' nü siyasi alanda bir rekabet unsuru olmaktan çıkartacak bir siyasi aklı, yeniden ve acilen ete kemiğe büründürmeli”

 “Demokratik süreçleri meşru zeminde işleterek OHAL enstrümanlarıyla AKP içi ve dışı muhalefet başta olmak üzere 'Disiplin' siyasetinden 'Birlik' siyasetine geçmelidir”

 

(DP Basın Merkezi – 06 Haziran 2017) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, yaptığı açıklamada yeniden birlik siyasetine geçmek gerektiğini söyleyerek “Türkiye, '15 Temmuz FETÖ Darbe Teşebbüsü' nü siyasi alanda bir rekabet unsuru olmaktan çıkartacak bir siyasi aklı, yeniden ve acilen ete kemiğe büründürmeli” dedi.

 

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, yaptığı yazılı açıklamada FETÖ Terör örgütünün son dönemlerde Avrupa ve ABD’de yaptığı Türkiye karşıtı propagandalar ile bu terör örgütüyle mücadele sırasında atılan yanlış adımları değerlendirdi.

 

Uysal, açıklamasında şu görüşleri ifade etti:

 

“Batı Avrupa ve ABD’de Türkiye’ye karşı önyargılı tutumlar zirveye çıktı”

 

“Türkiye’nin, 15 Temmuz Darbe Teşebbüsü'nün ardından iki noktada kritik bir eşikte olduğu görülüyor. Yargılama sürecindeki yaşananlar ve uluslararası alanda kamuoyuna bu teşebbüsün ciddiyetinin gerektiği şekilde anlatılamaması bu kritik eşikteki iki önemli nokta.

 

Batı Avrupa ve ABD'de ise Türkiye'ye karşı önyargı ve tutumlar en zirve noktasına çıkmıştır. Ne yazık ki onlara da 15 Temmuz FETÖ Darbe Teşebbüsünü anlatmakta zorlanıldığı görülüyor.

 

“Topyekûn bir diplomasi ve propaganda yapılması zorunludur”

 

Türkiye aleyhine oluşan genel siyasi iklim ve FETÖ Örgütü'nün yıllardır Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile adeta aynileşen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP ile ilgili ABD ve Avrupa başkentlerinde ilişkileri tahrip eden propagandaları; Türkiye'nin tüm siyasi, sivil ve iktisadi unsurlarıyla beraber, topyekûn bir diplomasi ve propaganda yapmasını zorunlu kılıyor.

 

“Mücadele, bir 'Milli Mutabakat' siyaseti olarak sürdürülmeliydi”

 

15 Temmuz sonrasında iktidar ve muhalefeti ile tabii bir şekilde oluşan ortak payda ve siyasi iklim maalesef dağıtıldı.

 

15 Temmuz FETÖ Darbe Teşebbüsü ve bu teşebbüs ile adli-siyasi zeminde mücadelenin, bir 'Milli Mutabakat' siyaseti olarak sürdürülmesi gerekmekteydi.  Ancak mücadele süreci ilerledikçe OHAL kapsamı dışına çıkan KHK uygulamaları ve 16 Nisan referandum süreci başta olmak üzere; darbe teşebbüsü vesile edilerek muhalif düşünceye sahip olan kişilere ve kurumlara yönelik bir tehdit oluşturulmuş, onları sindirme manivelasına dönüştürme gayretleri ile karşı karşıya kalınmıştır.

 

“FETÖ, Türkiye aleyhine Batıda propaganda yapma fırsatı buluyor”

 

İşte, bu yeni iklimde yaşanan bu manzaralar da ilk başlarda oluşan olumlu ve etkin siyaseti, toplumsal ortak akıl ile siyasi zemini yok etti. Bu durum ise FETÖ örgütünün eline Türkiye ve Türkiye’nin15 Temmuz FETÖ Darbe teşebbüsü ile ilgili tezleri aleyhine, Batıda, azami derecede propaganda yapma fırsatı veriyor.

 

Türkiye, '15 Temmuz FETÖ Darbe Teşebbüsü' nü siyasi alanda bir rekabet unsuru olmaktan çıkartacak bir siyasi aklı, yeniden ve acilen ete kemiğe büründürmeli.

 

Son zamanlarda 'Kontrollü Darbe' söylemiyle murat edilen her ne olursa olsun, gelinen son noktada; '15 Temmuz FETÖ Darbe Teşebbüsü'nde FETÖ Örgütü'nün merkezi rolünü perdelemeye, sulandırmaya müsait bir argümana dönüştürme riski görünmektedir. Başta AKP ve ana muhalefet partisi CHP olmak üzere tüm siyasi aktörler bu riski görmelidir.

 

“Tüm siyasi parti ve liderler,

FETÖ’ye argüman yaratacak söz ve tavırlardan kaçınmalıdır”

 

15 Temmuz FETÖ Darbe Teşebbüsü ile ilgili kamuoyunun zihninde halen pek çok boşluklar olmakla beraber, bu sorgulamayı yaparken 15 Temmuz Darbe teşebbüsünü yapan FETÖ'nün yurtiçi ve uluslararası alanda propagandasını yaptığı 'tiyatro tezine' argüman üretmesine yol açacak söz ve tavırlardan tüm siyasi parti ve liderler kaçınmalıdır.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP hükümeti, başta OHAL uygulaması olmak üzere bu süreçle ilgili yeni ve derinden bir değerlendirme yapmalıdır. Demokratik süreçleri meşru zeminde işleterek OHAL enstrümanlarıyla AKP içi ve dışı muhalefet başta olmak üzere 'Disiplin' siyasetinden 'Birlik' siyasetine geçmelidir.”

 


Kaynak ( DP )