Genel Başkanımız Gültekin Uysal, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile birlikte Aydın Nazilli’de düzenlenen mitingde konuşma yaptı
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile birlikte Aydın Nazilli’de düzenlenen mitingde konuşma yaptı
12 Nisan 2017 Çarşamba

“15 Temmuz’dan sonra yaratıcı yıkım diyebileceğimiz bir toplumsal enerjiyle ülkemizi yeniden bir ve beraber yapabilme imkanı varken bugün birileri, herkesin hukukundan emin olduğu Türkiye yerine, kendilerinin hukukunu teminat altına alma yoluna gidiyorlar”

“Emin olunuz ki; 16 Nisan’da korku değil umut kazanacak!”

 

 

(DP Basın Merkezi – 12 Nisan 2017) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile birlikte Aydın Nazilli’de düzenlenen mitingde konuşma yaptı. Uysal, bu referandumun bir genel seçim olmadığını, aklın ve vicdanın birleştiği yerde partilerin de HAYIR’da bir arada saf tuttuğunu göstererek ortak bir çalışmaya imza attı.

 

Uysal ve Baykal, miting öncesinde Aydın Büyükşehir Belediye’sini ziyaret ettiler.

 

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, CHP Antalya Milletvekili ve eski Genel Başkanı Deniz Baykal ile 16 Nisan’da yapılacak referandumda HAYIR çalışmaları kapsamında Nazilli’de bir araya gelerek coşkulu bir mitingde konuşma yaptı.

 

Nazilli miting alanında konuşan Baykal’ın, Genel Başkanımız Uysal’ı “Pırıl pırıl bir genç kardeşimi, Demokrat Parti Genel Başkanı Sayın Gültekin Uysal’ı da sizlerle buluşturmak istiyorum. Bu genç kardeşim, Türkiye siyasi hayatının köklü, ülkeye büyük hizmetler vermiş çok önemli bir geleneğinin en son temsilcisi olarak bugün aramızdadır. İktidar nimetleriyle, iktidar teklifleriyle, ikbal teklifleriyle ikna edilebilmesi başarılamamış olan, davasına, inancına, siyasetine inanla sahip çıkmaya devam ettiği için aynı doğrultuda yürümeye devam eden genç kuşaktan değerli bir siyaset adamıdır. CHP’li değildir, Demokrat Partilidir” diyerek takdim ettikten sonra kürsüde mikrofonu alan Genel Başkanımız şöyle konuştu:

 

 

“Kalk yiğidim, dağ başını duman almış

Aslan payını aslan olmayanlar almış…

 

Pek kıymetli Nazillililer, çok kıymetli hemşerilerim,

 

Gönlümüz ister ki endişelerimizden daha çok umutlarımızı, hayallerimizi konuşalım. Bugün Türkiye, bölgesinde pek çok meydan okumalarla karşı karşıyadır. Kara günleri, kara ayları, kara yılları tam unuttuk derken, yeniden darbe dönemlerini gördük, 15 Temmuz’u yaşadık.

 

Türk siyasetinde kutuplaşma dönemlerinin akabinde 15 Temmuz sonrası bu devleti; hukuku, aklı, liyakati merkeze alarak, deyim yerindeyse siyasi literatürde “yaratıcı yıkım” diyebileceğimiz bir toplumsal enerjiyle yeniden bir ve beraber yapabilme imkanı varken bugün birileri, herkesin hukukundan emin olduğu Türkiye yerine, kendilerinin hukukunu teminat altına alma yoluna gidiyorlar. İşte bu endişelerle sizlerin huzurundayım.

 

“İnsanlarımızın zor tercihler içerisinden

zor bir tercih yapma zorunluluğunda bırakıldı”

 

15 Temmuz’un bu ülkede derin bir idrak tazelemesine vesile olması gerekirken, bugün bölgemizde cereyan eden bunca hadisede insanlarımızın zor tercihler içerisinden zor bir tercih yapma zorunluluğunda bırakıldığını görüyoruz.

 

 

Bütün bunlara rağmen insanımızın aklı, feraseti, cumhuriyete ve demokrasiye inancıyla bu sürecin içinden çıkacağız.

 

İşte böyle bir dönemde, zihinlerin dalga dalga bulandırılmaya çalışıldığı, dezenformasyon bültenleriyle bu çabalara rağmen, toplumun referans değerleri, referans aktörleri, referans kurumları aradığını biliyorum. İşte bugün bu tarihsel şuurla sizlerin huzurundayım.

 

Belayı defederek umutları yakalayabileceğimiz günler için bir karara vereceksiniz

 

Kadim bir mecelle kaidesi vardır; defi mazarrat celbi menafiden evladır derler. Yani zararın önlenmesi, faydanın temininden önce gelir. Bugün belayı defetmek umutları yakalayabileceğimiz günlere kavuşabilmek adına yapılacak referandumda hep birlikte hayır demeliyiz.

 

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne beka meselesi vardır diyerek bir deli gömleği giydirme teşebbüsüyle karşı karşıyayız.

 

“Bugün ne yazık ki korkutulmuş insanlarımız var”

 

Bugün daha çok demokrasi, daha çok hukuka ihtiyacımız varken, tarihi geriye akıtırcasına yeniden bir tek adam rejimini, bir kişinin nefsinde tüm kuvvetleri toplayalım diye bir gayreti aklımız da vicdanımız da reddediyor. Ama korkutulmuş insanlarımız var. İşte bu meydanlarda insanlarımız cesaretlendirmek, büyük devlet tecrübesine sahip büyüklerimize, devlet adamlarımıza, siyaset adamlarımıza düşüyor.

 

“Bugün, millet önünde ister kürsüye, ister bir taşın üstüne çıkarak

vazife görme günüdür”

 

Gönül ister ki eski cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar gün bugündür diyerek bu meydanlarda millet önüne çıksın ve gerçekleri haykırsın. Bugün, millet önünde ister kürsüye, ister bir taşın üstüne çıkarak vazife görme günüdür. Sayın Genel Başkanın bu açıdan sadece siyasi parti hüviyetiyle kendi partisine değil ama genel seçim sonrası TBMM’nin açılışında koyduğu çerçeveyi herkesin dikkatle tekrar tekrar dinelmesi lazım. Ben kendi adıma pek çok kez izledim.

 

“Birlikte rahmet, ayrılıkta azap olduğunu bilerek yalanların karşısındayız”

 

Güzel bir Anadolu tabirimiz var; bal bal diyerek ağız tatlanmaz diye. Bunlara da yerli ve milli demekle yerli ve milli demek olur mu? Olmaz. Neymiş; Menderes de Demirel de Özal da bunu istemişmiş, böyle bir başkanlık, tek adam sistemini. Koca bir yalan! Yalanlar ve nefret söylemleriyle memleketi on yıllarca böldü, kutuplaştırdılar. Bugün bölünmeye asla müsaade etmeyeceğiz. Birlikte rahmet olduğunu, ayrılıkta azap olduğunu bilerek yalanların karşısında inşallah biraz sonra hakikatleri hep beraber dinleyeceğiz Sayın Genel Başkandan.

 

“Beyefendiyi Atatürk yerine koymaya hakları yok”

 

O nedenle açık yüreklilikle söylüyorum; bu büyük tarihi yok varsayanların, 3 Kasım 2002’de cumhuriyet kurulmuş gibi, yeniden bu büyük ülkeyi 2023 ikinci cumhuriyet söylemleriyle, beyefendiyi de Atatürk yerine koymaya hakları yok.

 

Ne Menderes’in ne Demirel’in ne de Özal’ın böyle bir talebi yok”

 

İşte 16 Nisan bunun cevabını vereceğiniz gündür. Buradan açık yüreklilikle Menderes’in sıla-ı rahiminde Aydın’da, Nazilli’de sesleniyorum; ne Menderes’in ne Demirel’in ne de Özal’ın böyle bir talebi yok. Rahmetli Özal ve Demirel belki başkanlık istedi ama tek adam rejimi istemedi, istemedi!

 

 

Emin olunuz ki; 16 Nisan’da korku değil umut kazanacak! Allah’a emanet olun.”

 

Genel Başkanımız Uysal’ın konuşmasından sonra sözlerini sürdüren CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal ise “Koymuşlar bir madde; 18 yaşında milletvekili olacakmış. O çocuğun babası benim oğlumu milletvekili yap demiyor. Benim oğluma iş ver diyor. Diplomasını aldı hala işsiz diyor. Soruyoruz milletvekillerine kim hazırladı diye diyorlar ki valla ben hazırlamadım. Bir sürü hukukçu var anayasacı var onlara soruyoruz. Yok ben hazırlamadım diyorlar. Kim yaptı bunu tam belli değil. Yaptıran belli, yapan kaçıyor.  Kimse sahip çıkamıyor. Bakın 80’deki anayasaya Orhan Aldıkaçtı ben yaptım arkadaş diye çıktı. Şimdi burada kim yapıyor belli değil. Milletvekillerine soruyoruz arkadaş sen imzalamışsın bunu ne diyorsun. Valla ben boş kağıdı imzaladım neyi imzaladım bilmiyorum diyor. Böyle bir işle başlayan bir düzenlemeden yarar çıkar mı ülkeye, mutluluk çıkar mı ? Şimdi o milletvekilleri var ya onların bir kısmı hayır oyu verecek. Atatürk’e dedelerinizin atalarınızın vermediği bir hakkı şimdi Tayyip Erdoğan’a verecek misiniz “hayır” vermeyeceksiniz. Kimseye vermeyeceksiniz.” diye konuştu. 


Kaynak ( DP )