Genel Başkanımız Gültekin Uysal Merkez Karar Kurulu Toplantısı’nda konuştu
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal Merkez Karar Kurulu Toplantısı’nda konuştu
13 Mart 2017 Pazartesi

“Türkiye’nin yaşadığı hem 2010 referandumu hem 2007 yılındaki “Müslüman bir cumhurbaşkanı seçiyoruz” propagandaları, 15 Temmuz, en nihayetinde bugün önümüze bir dayatma olarak gelmiş referandum sürecine baktığınızda, büyük bir planın birileri tarafından işletilmeye çalışıldığını görüyoruz”

 

 

“Dün bir siyasi partinin (BBP) kendi kitlelerinin bile talebinin ötesinde, ahbap-çavuş ilişkileriyle, siyasetin üst kademesinde birtakım pazarlıklarla, şahsi tercihlerle, beklentilerle nasıl şekillendirildiğine üzülerek şahit olduk”

 

 

 

(DP Basın Merkezi – 11 Mart 2017) Genel Başkanımız Gültekin Uysal Merkez Karar Kurulu Toplantısı’nda konuştu. Bugünkü iktidarın suçüstü yakalanmış olması dolaysıyla kendilerini bu süreç içerisinden kurtarma çabalarının olduğuna dikkat çeken Uysal, “Büyük bir planın birileri tarafından işletilmeye çalışıldığını görüyoruz” diye konuştu.

 

“Son 15 yılda partimiz de ülkemiz de pek çok operasyona maruz kaldı”

 

15 yıldır partimizin de pek çok operasyona maruz kaldığını ifade eden Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Genel merkezimizde yapılan Merkez Karar Kurulu (MKK) Toplantısı’nda şunları dile getirdi:

 

“Türkiye’nin hem tarihi olarak biriktirdiği meseleleri hem de konjonktürel olarak 15 yıldır bugünkü iktidarın bu biriken meseleleri de değerlendirerek fırsata dönüştürdüğü, zaman zaman vites büyüttüğü, özellikle son 10 yılda, operasyonel yıllar olarak değerlendirebileceğimiz dönem içerisinde, özellikle bizim bulunduğumuz siyasal alanda, partimiz de ülkemiz de pek çok operasyona maruz kaldı. 2007 yılını ve sonrasını hatırlıyoruz.

 

“İktidarın bütün derdi; “Acaba bu süreç içerisinden kendimiz kurtarabilir miyiz” düşüncesidir”

 

Buradan geriye doğru değerlendirildiğinde Türkiye’nin yaşadığı hem 2010 referandumu hem 2007 yılındaki “Müslüman bir cumhurbaşkanı seçiyoruz” propagandaları, 15 Temmuz, en nihayetinde bugün önümüze bir dayatma olarak gelmiş referandum sürecine de baktığınızda büyük bir planın birileri tarafından işletilmeye çalışıldığını görüyoruz. Plan çerçevesinde de bugünkü iktidarın özellikle suçüstü yakalanmış olması dolaysıyla kendi riskleriyle memleketin risklerini eşitleyerek “acaba bu süreç içerisinden kendimiz kurtarabilir miyiz” diyerek bütün dertlerinin bu olduğuna da hepimiz kaniyiz.

 

Bugün, 19 milyona yakın öğrencisi olan bir ülkeyiz. Bir ülkenin bundan daha büyük gücü olamaz. Ama bugün işsizlik rakamlarının, devletin resmi kayıtlarında ifade edildiği üzere, yüzde 30’ların üzerine çıktığını görüyoruz.

 

Enflasyon rakamları ortadayken, Türkiye’nin bünyesinde depo ettiği iktisadi alandan sosyal alana, siyasal alana kadar pek çok çözüm bekleyen meseleleri var.

 

“Bölgemizde Türkiye’nin de iklimini değiştirecek pek çok hadise var”

 

Nasıl ki 100 sene evvel 1.Dünya Savaşı sonrası şekillendirilmiş coğrafyayı bütün şartlarıyla beraber 1 asır yaşamış isek, bugün de yaşanan hadiselere baktığımızda; 100 yıl içerisinde Türkiye’nin hangi şartlar altında nefese alıp vereceği, hangi problemleri derinleşme riskiyle beraber yönetmek mecburiyetinde kalacağı, bölgemizde Türkiye’nin de iklimini değiştirecek pek çok hadise var.

 

Türkiye’nin yaşadığı Suriye meselesinin, 3 milyonun üzerinde mülteci başta olmak üzere ki Suriye sınırında gelişen hadiselerin Türkiye’nin uzun vadeli ve kısa vadeli milli güvenliğini tehdit edecek, sosyal birliğini, beraberliğini tehdit edecek pek çok gelişmeye gebe olduğu da ortada.

 

“MHP’nin anlam veremediğimiz siyasi tercih silsilesi,

ülkemizi büyük bir girdabın içine çekiyor”

 

Bütün bunları değerlendirdiğimizde; bütün bunlara cevap üretecek mekanizma elbette ki siyasettir. Son olarak bu referandum sürecinde başta MHP’nin anlam veremediğimiz, dün söylediklerini bugün inkar edercesine içine düştükleri siyasi tercih silsilesinin ülkeyi bir girdabın içine çektiği gerçeği hepimizin canını acıtıyor.

 

 

Netice itibariyle insanlarımızı cesaretlendirdiğimiz takdirde, düşündüğümüz istikamette düşündürebildiğimiz takdirde, meseleleri en çıplak haliyle ortaya koyabildiğimiz takdirde başarıyı elde edebiliriz.

 

“İktidar, husumeti CHP’ye tarihsel olarak yönlendirerek

oynadığı klasik oyunu sürdürüyor”

 

Bugün iktidar, geçmişten bugüne oynadığı klasik bir oyun ile; husumeti CHP’ye tarihsel olarak yönlendirerek, kitleleri arkasında toparlayabilme yeteneğini bu zamana kadar kullandı ve başardı.

 

“Zihinlerinin arkasında tuttukları anayasal çerçeveyi bir kişinin keyfine uyduralım maksadıyla evet dedirtmek çabası içindeler”

 

Bugün gördüğümüz odur ki; oyunun başında AKP-MHP mi, CHP-HDP mi diyalektiğini ortaya koyarak bu çatışma iklimini derinleştiriyorlar. Buradan eski hesaplarla kazandan çok su aldıkları için, yine aynı zihinlerinin arkasında tuttukları anayasal çerçeveyi bir kişinin keyfine uyduralım maksadıyla ortaya koydukları çerçeveyi toz duman arasına bir punduna getirerek evet dedirtmek çabası içerisinde; kamunun bütün imkanlarını kullanarak, olağanüstü hal iklimini, 15 Temmuz sonrası oluşmuş bir potansiyel suç olarak sağcıysanız FETÖ’cü, solcuysanız terörist olma riskini de beraberinde insanların boynunda sallandırarak, insanları belirli bir istikamete sevk ve idare edebileceklerini düşünmekteler.

 

“Dün bir siyasi partinin (BBP) ahbap-çavuş ilişkileriyle, birtakım pazarlıklarla, nasıl şekillendirildiğine üzülerek şahit olduk”

 

Ben Türkiye’nin dinamiklerinin, cumhuriyetin hepimize bahşettiği imkanları kendi değerlerini üretmek noktasındaki başarısı, bütün o olumsuz şartlara rağmen başta TBMM’deki siyasi partilerin bütün savrukluklarına rağmen işte, bugün geldiğimiz noktada, son olarak dün bir siyasi partinin kendi kitlelerinin bile talebinin ötesinde ahbap-çavuş ilişkileriyle, siyasetin üst kademesinde birtakım pazarlıklarla, şahsi tercihlerle, beklentilerle nasıl şekillendirildiğine üzülerek şahit olduk.

 

 

“MHP ve BBP’de yaşananlar; topyekun siyaseti bir dirençsizlik noktasına getirdiği için, bu siyasi alanı zehirlediği için, o partilerin iç meselesi olmaktan çıkmıştır”

 

Bu, sadece o partilerin iç meselesi olmaktan çıkmıştır artık. Topyekun siyaseti bir dirençsizlik noktasına getirdiği için, bu siyasi alanı zehirlediği için hepimizi de ilgilendirmektedir.

 

“Kendi kararlarını kendisi veren köklü bir hareketiz”

 

Netice itibariyle yüksek gerilim hattında yaşanan tartışmalar var. Biz, Demokrat Parti olarak gösterdiğimiz istikrarlı tavırla, bir fikir manzumesi çerçevesinde çok uzun süredir partimizi de operasyona açık olmaktan çıkarak, kendi kararlarını kendisi veren bir hareket olmak noktasında hepimiz güçlü bir iradeyi ortaya koyuyoruz.

 

 

Türkiye’nin yeni bir çekim merkezine, yeni bir siyasi akla ihtiyaç duyduğu, yapılan kamuoyu araştırmalarında da açıkça görülüyor. Bizim bütün ümidimiz, çabamız, kilitlenmemiz gereken hedef; toplumumuzda oluşmuş bu beklentiyi yerine getirebilmektir.

 

Uzun süredir bu iktidarın; siyasetin kimyasını değiştirerek, medyanın mülkiyet yapısından başlayarak, siyasetin yerelde de genelde de pahalı bir faaliyet haline dönüştürdüğünü; kamu kaynaklarıyla, onun dışında kamu gücünü bildiğimiz havuz medyası modelleriyle finanse ederek, kirli kaynaklarla, nasıl da kitleleri manipüle etiklerini biliyoruz.

 

Bu kongremizden aldığımız heyecan, ateş ve kararlılığımızla beraber, bu referandum sürecinde, bugünden itibaren planlamalarımızı ortak güce, hedefe sevk ve idare edebilmeyi sağlayacağımızdan şüpheniz olmasın.”


Kaynak ( DP )