Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Yurt Gazetesi’ne verdiği röportajda referandum sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Yurt Gazetesi’ne verdiği röportajda referandum sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu
9 Mart 2017 Perşembe

“AKP artık bir parti olmaktan çıkmış, bir fan kulübe dönüşmüştür. MHP ise referandum sürecinde dalgakıran vazifesi görmektedir”

 

(DP Basın Merkezi – 09 Mart 2017) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Yurt Gazetesi’ne verdiği röportajda referandum sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. AKP’nin muhafazakar tanımı eleştiren Uysal, “AKP artık bir parti olmaktan çıkmış, bir fan kulübe dönüşmüştür” diye konuştu.

 

Genel Başkanımız Gültekin Uysal’ın Yurt Gazetesi’nden Ülkü Çoban’a verdiği ve gazetede yayınlanan röportajı şöyle:

 

“AKP fan kulübe dönüştü”

 

Kurultay’dan üçüncü kez zaferle çıkan Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal: Bu anayasa değişikliğinin arkasına baktığınızda iktidarın bir yargılanma korkusu olduğunu görüyoruz.

 

AKP’nin “Muhafazakâr demokrat” tanımını eleştiren Uysal: “AKP artık bir parti olmaktan çıkmış, bir fan kulübe dönüşmüştür. MHP ise referandum sürecinde dalgakıran vazifesi görmektedir.

 

Ülkü Çoban: Türkiye’nin çok partili rejiminde ilk iktidar değişikliğini yapan partiden söz ediyoruz. Bir şekilde ağırlığını Türkiye’nin siyasi tarihinde derinden hissettiğimiz bir oluşum söz konusu… Fakat parti 2002 seçimlerinde barajı aşamadı, çok az bir farkla barajın dışında kaldı. Peki, Demokrat Parti’nin büyümesi, eski fonksiyonunu kazanması için neler yapmayı hedefliyorsunuz?

 

Gültekin Uysal: Türkiye’nin daraldığı, nefes alamaz hale geldiği bir siyasi iklim var. Bir tarafta din ve laiklik ile ilgili, diğer tarafta da etnik temelli bir kavga görüntüsü hâkim.. Artık Türkiye’nin bunu taşıyabilme imkânının kalmadığını düşünüyoruz. Türkiye zorların içerisinden hep bir zor tercih yapmak zorunda bırakıldı.  Bu referandum da bunun en sonuncusu…  Türkiye’nin önünde çok kısa bir zaman diliminde bir kuvvetli sesi alternatif haline getirmek için büyük çaba içerisindeyiz.

 

 

Bu fikriyatın temeli, sadece 1946’da kurulmuş bir hareket değil aslında… Bugün uçlara kaymış siyasetin, Türkiye’ye bir getirisinin olmadığını 15 yıllık zaman dilimi hepimize ispat etmiştir. Bizim kavgamız değişimi anlayarak, zamanın ruhunu kavrayarak, Türkiye’deki herkesin kendini bulabileceği, herkesin hukukundan emin olduğu, ülkenin külfetleriyle beraber nimetlerini de ortak bir paydada paylaşacak bir siyasi fotoğraf ortaya çıkarmaktır.

 

“Biz bir gelenek partisiyiz”

 

Ülkü Çoban: Süleyman Demirel, Türkiye’nin ilk kadın başbakanı Tansu Çiller bu partinin çatısı altındaydı. Ama şöyle bir gerçek var ki, 2000 sonrası doğan nesil bu liderleri tanımıyor. Peki, bu kapsamda Demokrat Parti ne yapabilir?

Gültekin Uysal: Elbette biz bir gelenek partisiyiz.  Hafıza netice itibariyle aktarılan canlı bir organizma gibi… Ben insanların görmeseler de, yaşamasalar da fikirleri, fotoğrafları, geçmişi, tarihi bir şekilde öğrendiği kanaatindeyim. Bunun en net göstergesi bugünkü iktidarın zaman zaman “Menderes, Özal, Demokrat Parti” diyerek, kendisinin meşruiyet alanını genişletmek adına, bu referansları verme ihtiyacı duyuyor olmasıdır.  Aynı zamanda bu bizi onayan bir şeydir. Ama bir tarafta bu büyük geçmiş, öbür tarafta da dünyanın değişen koşulları var. Bunun en temel unsuru, elbette daha donanımlı hale getirmek mecburiyetinde olduğumuz gençliğimiz…

 

“İnsanlarımızın susamışlığını hissettik”

 

Ülkü Çoban: Demokrat Parti’nin 12. Olağan Kongresi 26 Şubat’ta gerçekleşti ve yeniden genel başkan seçildiniz. Kurultaydaki konuşmanızda referandum ile ilgili de oldukça güçlü bir “hayır” vurgusu yaptınız. Oradaki atmosferi ve enerjiyi nasıl buldunuz?

 

Gültekin Uysal: Gayet olumlu tabii, hem partimizin hem de Türkiye’nin gündemine ve can alıcı meselelerine baktığımızda, insanlarımızın susamışlığını kongre zemininde de hepimiz hissettik. Hakikaten, Türkiye’nin dört bucağından bir sorumluluğa ortak olmak için gelmiş insanlarımızın heyecanını da alarak, fikirlerimizi paylaştık.

 

Cemrelerin düştüğü bu günlerde,  insanlarımızın zihinlerine ve gönüllerine ulaşmak için büyük bir vesile, büyük bir heyecan oldu. İnşallah bizim adımıza referandum sürecinde daha da katmerlendireceğimiz bir sürecin başlangıcı olacak.

 

Ülkü Çoban: “Hayır” çalışması ile ilgili nasıl yol alacaksınız?

 

Gültekin Uysal: Önümüzdeki süreç içerisinde uzanabildiğimiz, mobilize edebildiğimiz bütün teşkilatlarımızla beraber ve genel merkez olarak bizim de organize edebildiğimiz programlarla sahada olacağız. Kitle iletişim araçları ile de düşüncemizi-fikrimizi kişiler üzerinden değil, daha çok prensipler üzerinden aktaracağız. Bu büyük hareketin daha çok 70 yıldır ortaya koyduğu idealleri üzerinden milletin önünde fikrimizi ifade edeceğiz.

 

“AKP, parti olmaktan çıktı”

 

Ülkü Çoban: Demokrat Parti bugün merkez sağın temsilcisidir diyebilir miyiz? Ayrıca AKP, merkez sağın temsilcisi midir? AKP bu oluşumun neresindedir?

 

Gültekin Uysal: Siyaset sosyolojisinin temel verisi şudur: Bir hareket nasıl doğmuşsa öyle devam eder.  “Muhafazakâr demokrat” gibi tanımlamaları zaman zaman iktidar partisi kullandı ama günün sonunda geldiğimiz yerde bugün AKP artık bir parti olmaktan çıkmıştır, bir fan kulübe dönüşmüştür ve açıkçası o yolda ilerlemeye devam etmektedir.

 

 

Türkiye’nin olağanüstü hal iklimi içerisinde, demokrasinin özünün açıkça eleştirebilme hakkı ve sizlerin de faaliyet gösterdiğiniz basınımızın bugün ne kadar özgür olduğu ortada. Bugün her birimiz rehin vaziyetteyiz. Eleştiri hakkını ne aydınlar, ne entelektüeller, ne üniversiteler maalesef kullanamaz halde. Bütün bu baskılara rağmen milletimizin vicdanıyla, aklıyla, sağduyusuyla karar verebilmesi noktasında, hakikate inanan insanlar olarak, insanlarımızı ne kadar cesaretlendirebilirsek o kadar doğrunun ortaya çıkmasına da vesile olacağımıza inanıyorum.

“Hayır ama evet”çilerden değiliz!

 

Ülkü Çoban: “PKK hayır diyor, FETÖ hayır diyor,  HDP hayır diyor” söylemi iktidar partisi tarafından alanlarda sık sık tekrarlanıyor. Demokrat Parti de, Saadet Partisi de hayır diyor. Siz, hayır diyenlerin terörle aynı kefeye konulmasına ne diyorsunuz?

 

Gültekin Uysal: Bir de defa çok ayıp ve çaresizliğin göstergesi. Bugün artık meseleleri karşıtlık üzerinden tarif etmemiz, meseleyi kucaklamaz, kuşatmaz. O nedenle neye karşı olduğunuz kadar neye tarafsınız? Bizim ölçülerimiz belli. Bundan 70 sene evvel “Milli Şefliğe” itiraz etmiş bir partiyiz. Biz bu temel referanslarla bugün yaşananları ölçüye vuruyoruz.

 

Referanduma götürerek, Türkiye’de teröristlerin “hayır“ verenler üzerinden sayımını mı yapacaklar?  O nedenle ben bunu büyük bir çaresizlik olarak görüyorum. Bu beyanların zaman zaman başbakan ve cumhurbaşkanı düzeyinde dillendiriliyor olmasından da, istedikleri kadar artık bu havuzdan su alamayacaklarını, insanlarımızı manipüle edemeyeceklerini düşünüyorum. Hatırlatıyoruz, geçmişte “yetmez ama evet”çiler vardı bugün “hayır ama evet” diyenler de var. Biz onlardan değiliz! Biz açık yüreklilikle doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebiliyoruz.

 

“MHP dalgakıran vazifesi görüyor”

 

Ülkü Çoban: MHP ile ilgili eleştirel bir tavır ortaya koydunuz. Partinin genel tavrına da baktığımızda örneğin Devlet Bahçeli’nin “Verin Bilal’i, alın iktidarı” sözlerine “Böyle giderse ellerimden hilalleri de verebilirler” gibi bir yorumunuzu biliyorum. Onu biraz açar mısınız? MHP’yi nasıl okuyorsunuz bu süreçte?

 

Gültekin Uysal: Muhalefet partisi olarak birinci öncelikli hedef alacağımız yapı iktidar partisidir, AKP’dir.  Ama 7 Haziran akşamı MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin neler söylediği hepimizin hafızasında. “Ver Bilal’i, alın iktidarı” diyenlerin, bugün Türkiye’nin kurtuluşuymuş gibi millete sunma noktasına ne için geldiklerini millet de merak ediyor, bizler de merak ediyoruz.

 

AKP’ye de MHP’ye de soruyoruz!  Erzurum Meydanı’nda ip atanlar netice itibariyle geldi bugün iktidarın önünde havlu attı. Bizler de o noktada bu soruları soruyoruz. İnsanlar değişebilir ve dönüşebilir ama bunları toplumun makul karşılayabilmesi için nasıl bu sorgulamaları yaptıklarını da açık yüreklilikle kamuoyuyla paylaşmalarını beklemek en temel hakkımızdır.

 

 

MHP’nin özellikle bir radikal tavır değişikliğine gitmiş olması Türkiye’de iktidarın 15 yıllık yanlışlara, gece yarısı geçirilmiş kanunlar, yolsuzluklar, adaletsizlikler, bütün bunları da değerlendirdiğimizde bu yanlışla itiraz eden insanların mücadele azmini kırma noktasında önemli bir dalgakıran vazifesi gördüğünü düşünüyorum.

 

“Tayyip Erdoğan’ı koruma kanunu!”

 

Ülkü Çoban: Evet çıkarsa nasıl bir Türkiye öngörüyorsunuz?

 

Gültekin Uysal: Türkiye bundan 140 sene evvel keyfi idareden, mutlaki monarşiye geçmiş.  Bu anayasa değişikliği teklifi biraz da tarihi geriye doğru akıtma teşebbüsü… Arka fonuna baktığınızda iktidarın bir yargılanma korkusu olduğunu görüyoruz. Bu yasa, bir nevi hayatları Atatürk'ü koruma kanuna itiraz etmiş olanların,  son tahlilde geldikleri yer Tayyip Erdoğan’ı koruma kanuna tekabül edebilecek bir düzenlemeyi yapma mecburiyetinde kalmış olmaları…

 

Evet diyenler bir kişi için evet diyecektir; ama biz hayır diyenler, o bir kişi de dâhil olmak üzere bu ülkenin temel değerlerine nereden geldiğini bilen ama nereye gitmesi gerektiğini de bilen insanlar olarak bu tavrı ortaya koyuyoruz.

 

Evet der isek bugün çok cılız sesler olarak düşüncelerimizi ifade edebildiğimiz bir iklimin daha da renginin koyulaşacağı, mülkiyet hakkının teminatı olmaktan hukukun çıktığı, müsadere döneminin başladığı, eğer sağcıysanız FETÖ’cü, solcuysanız terörist gibi yaftalarla yaşayacağız.


Kaynak ( DP )