Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Afyonkarahisar İl Kongresi’nde konuştu
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Afyonkarahisar İl Kongresi’nde konuştu
30 Ocak 2017 Pazartesi

“Türkiye bugün demokrasinin asgari şartlarından yoksun bir şekilde en kritik oylamasını yapacak. Gidilen parti devleti yolu, yol değil”

(DP Basın Merkezi – 28 Ocak 2017) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Afyonkarahisar İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada kritik referandum sürecinde “tek adamlık”a dur diyeceklerini belirterek, “Türkiye bugün demokrasinin asgari şartlarından yoksun bir şekilde en kritik oylamasını yapacak. Gidilen parti devleti yolu, yol değil” dedi.

 

Afyonkarahisar 12. Olağan İl Kongresi’nde mevcut İl Başkanımız Gürcan Şensoy yeniden başkanlığa seçildi.

 

Divan Başkanlığını İstanbul İl Başkanımız Adem İpek’in yaptığı kongrede diğer divan üyeleri MKK Üyemiz Durmuş Ali Garip, Antalya İl Başkanımız Hasan Ali Kartal, Isparta İl Başkanımız Selçuk Özkan, Ankara İl Başkanımız Bahadır Ulusoy, Bilecik İl Başkanımız Sezai Balta’dan oluştu.

 

“Millet yıllar önce Serv’i yırttı”

 

Kongreye katılarak bir konuşma yapan Genel Başkanımız  Gültekin Uysal, Türkiye’nin can yakıcı pek çok meselesi bulunduğunu belirterek şunları ifade etti:

 

“Çok uzun süredir meselelerini demokratik kanallara aktarmakta yetersiz kalan, çok uzun süredir meselelerini hukuki kanallara aktarmada aciz kalan bir siyasi sürecin içerisinde Türkiye bugün bambaşka zorluklarla ve dayatmalarla karşı karşıyadır. Bu zorluklar ve dayatmalar içerisinde her şeye rağmen bulunduğu coğrafyada, kendi kaderini kendisi çizememiş devletler topluluğunun olduğu bir coğrafyada, kendi dışında bundan bir asır evvel dayatılmış Serv gömleğini yırtmış bir ülke olarak kendi doğduğu topraklarda irade koyarak topraklarımızı geri almış bir milletiz.

 

“Özgürlük ve güvenin kıymeti bilinmeli”

 

Bugün birileri bu büyük Cumhuriyetin tarihini 3 Kasım 2002’den başlatabilir. Ama onlara hatırlatmak isterim ki sırtınızı dayamanız gereken bu büyük tecrübeyi ve tarihi yadsıdığınız için Türkiye’yi 2016 Temmuzunda bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya bıraktınız.

 

 

Bugün ülkenin üzerine kurulduğu temel değerleri, prensipleri, idealleri bir var olma, yok olma çizgisinden çıkarak gelmiş, 1912 ile 1922 arasında sağlıksız bir savaş kuşağı içerisinde şairin tabiriyle ‘Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader’ dediği gibi böyle bir kıskaç içerisinde yoğurula yoğurula bugünlere kadar gelmişiz. O nedenle buradan çağrım; Ayyıldızlı bayrağın her birimize bahşettiği özgürlüğün, güvenin, refahın kıymetini bilmektir. Sadece namusu ile bu ülkede yaşayanlar için demiyorum. Bu ülkeyi bir yıkım mühendisliği içerisinde yıkmaya çalışanlara da onlara da söylüyorum. Bu gerçeğin kıymetini güneyimizde yaşanan iç savaşlara baksak huzursuzluklara baksak kıymetini anlayabiliriz. Sadece ve sadece Irak’ta ve Suriye’de yaşananların aynasında bulunduğumuz ülkenin Anadolu ve Trakya coğrafyasının manasını bu toprağın üzerinde yatan ve bu toprağı bizlere bahşeden, sadece üzerinde yatanları değil, binlerce kefensiz şühedası ile beraber değerlendirdiğimizde bu gerçekle hepimiz kifayet edebiliriz.

“Bunlar kazanın doğurduğuna inanıyorlar, öldüğüne inanmıyorlar”

 

Kıt kanaat imkaların olduğu dönemlerde büyük sıçrama hamlelerinin altına imza atmış bir hareketin sahibi olarak söylüyoruz; o gün Türkiye’nin nüfusu ile, alt yapısı ile, okumuş insanlarıyla genç nüfusu ile sınırlı imkanları varken Türkiye’nin üretim alt yapısını kurmuş olmamıza rağmen bugün Türkiye maalesef küreselleşen imkanlarda daha büyük potansiyellere sahip olabilecekken maalesef beraberinde uygulanan 13 yıllık siyasetin eseri olarak bir sanal refahın tüketildiği dönemin sonunda beraberinde milletimizin de pek çok iktisadi sıkıntılar yaşadığını biliyoruz.

 

Bir kredi derecelendirme kuruluşu Türkiye ile ilgili değerlendirmesini açıkladı. Bundan birkaç yıl evvel aliyyül ala ile Türkiye’nin notu yükseldiğinde kabul edenler millete pembe tablolarla pazarlayanlar daha evvel yaptıkları gibi yeniden Türkiye’de bir uluslararası kumpasın bu kredi derecelendirme kuruluşlarını yönlendirdiklerini siyasi tez haline getirerek milletimizin gerçeklerini görmesini engellemeye çalışacaklardır.

 

Ben de buradan söylemek isterim; Nasreddin Hoca’ın diyarı Akşehir bizim neredeyse ilçemiz sayılır. Yakın bir bölgemiz. Hani Nasreddin Hoca’nın güzel deyişi ile ‘Bunlar kazanın doğurduğuna inanıyorlar, öldüğüne inanmıyorlar’  Bu kuruluşlar Türkiye’nin notunu arttırdığında inanıyorlar, notu düşürdüklerinde kabul etmiyorlar.

 

“Rejime sahip çıktık”

 

Yeri geldi Türkiye’nin terörle mücadelesinde bu iktidara desteklerimizi beyan ettik. Yeri geldi bugün Fırat Kalkanı harekatıyla Türkiye gibi Cumhuriyet kurulduğu andan itibaren Türk dış politikasının standart hedefleri içerisinde kendi coğrafyasında hiçbir iç çatışmaya taraf olmamayı kendi önceliği haline getirmiş olmasına rağmen ülkemizin birliğini, beraberliğini ve milli güvenliğini orta ve uzun vadede etkileyebilecek bu tür hadiselerin önünü alabilmek için iktidarın ve TSK’nın harekatı icrasına desteklerimizi beyan ettik.

 

 

Türkiye 15 Temmuz’u yaşadı. 15 Temmuz gibi tarihimizde pek çok ara dönem, darbe dönemleri, askeri dönemler ve müdahalelerin arkasından unuttuğumuzu zannettiğimiz kara günlerimize, kara aylarımıza, kara yıllarımıza bir başka kara gün, kara ay, bir başka kara yıl eklenmesin diye mücadele ettiğimizde ‘devleti ele geçireceğiz’ diye yola çıkanların yardımıyla bir gece Türkiye’de yeniden bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kaldık. O anda çıkıp Türkiye’nin demokrasi ve hukuk rejimini sahiplenmek birinci önceliğimiz diyerek destek beyanlarımızı açıkladık.

 

“Gidilen yol yol değil”

 

Bizler de dahil olmak üzere, bu çatı altında yaşanlar bu ülkenin kötülüğünü istemezler. O nedenle en küçük eleştiriyi, en küçük tehdidi varlık yokluk meselesi haline getirirseniz Türkiye’de bir tartışma alanını ortadan kaldırırsınız. Demokrasinin özünde biliyoruz ki açıkça eleştirme hakkı vardır. Maalesef Türkiye bugün demokrasinin asgari şartlarından bile yoksun şekilde belki kaderinin fetret dönemlerini geride bırakmış bir millet olarak en kritik oylamasını yapacağı bir referandum arifesindeyiz. Türkiye çok uzun süredir devlet içindeki tartışmaları bitiremedi. Demokratik bir devlet anlayışından ziyade bir parti devletine dönüştürme gayretiyle ölçüyü liyakat esaslı olmaktan çıkarıp sadece kendilerine siyasi manada sadakat esası ortaya koyunca görüldü ki gidilen yol yol değil.”

 

Gürcan Şensoy: “Üç ayda vatan sahibi olacağız”

 

Afyonkarahisar İl Başkanlığına yeniden seçilen Gürcan Şensoy ise Demokrat Parti’nin Türkiye’nin önünü açan parlamenter sistemi 1946’da Türkiye’ye getiren parti olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:

 

“Memleketimizin bugün içerisinde bulunduğu sanki bir deli gömleği giydirilmek istenen bir durumda Demokrat Parti olarak tekrar yeniden milletin egemenliğini bu ülkeye hakim kılmak üzere tüm teşkilatlarımızla çalışıyoruz. Söz odur ki bugün Türkiye’nin üzerinde içte ve dışta oynanan oyunlar ülkemizi bölmek üzere planlanmış oyunlardır. Doğuyor, büyüyor ve bir iş sahibi oluyoruz. Bir araba almak için 10 yıl çalışıyoruz. Bir ev sahibi olmak için 30 yıl çalışıp emek veriyoruz. Öyle bir durumdayız ki önümüzde sadece 3 ayımız var. Bu üç ayda ne mi yapacağız? Vatan sahibi olacağız. Bugün hiçbir denetime tabi olmadan Türkiye’yi yönetmek isteyenler karşımıza dikilmişler, Türkiye’yi tek adamlık sistemine götürmeye çalışmaktadırlar. Onun için önümüzdeki üç ay içerisinde inşallah çalışarak vatanımıza sahip çıkacağız. Tek adamlığa dur diyeceğiz.”

 

Yeni Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu:

 

Gürcan Şensoy’un İl Başkanlığında Yönetim Kurulu Üyelikleri; Asuman Umut, Mahmut Tosun, Polat Yılmaz, A. Faik İntepe, Barbaros Çil, Tevfik Yumlu, Hüseyin Uzun, Hayati Dertli, Mehmet Mercan, Ahmet Acar, Şükrü Girişgin, Beytullah Özceylan, S. Selçuk Sipahigil, Rıdvan Birgül’den oluştu.

 

Disiplin kurulunda ise; Dündar Hatipoğlu, Lütfü Hasçelikoğlu, Salih Sert, Bekir Kaya, Yasin Erzincanlı, Mehmet Bangir, Hasan Aydoğdu, Balı Yağız, Eşref Altıntaş yer aldı.


Kaynak ( DP )