Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Kocaeli’nden seslendi
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Kocaeli’nden seslendi
26 Ekim 2015 Pazartesi

“Her şeyi taşeronlaştırdıkları gibi Başbakanlık makamını da taşeronlaştırdılar”

 

 

(DP Basın Merkezi – 24 Ekim 2015) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, seçim çalışmaları kapsamında gittiği Kocaeli’nde halka seslendi. Uysal, burada yaptığı konuşmada iktidar partisini eleştirerek “Her şeyi taşeronlaştırdıkları gibi Başbakanlık makamını da taşeronlaştırdılar” dedi.

 

Genel Başkanımız Uysal, partililer tarafından Kandıra gişelerinde karşılandı. Karşılamanın ardından ilk olarak uzun bir konvoy eşliğinde Mustafa Kemal Paşa Bulvarı’na daha sonra da Zincirlikuyu Caddesi ve Turan Güneş Caddesi’ni takip ederek Halkevi önüne geçti.

 

Genel Başkanımız, Kocaeli'nde Körfez Öğretmenevi’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

 

“Demokrat Parti şemsiyesi altına çağırıyoruz milletimizi”

 

“Güzel bir şarkının güzel bir sözü var. Gittiğin yağmurla dön diye. Bize de Allah Kocaeli’mize rahmetlerle dönmeyi nasip etti. Bugün de sizlerle kucaklaşmak, dertlerimizi paylaşmak adına beraber olma fırsatı bulduk. Değerli dava arkadaşlarım. Dediler ki, “Bize 400 vekil vermezseniz sizi seçim manyağı yaparım.” Meşru zeminde, meşru bir yolda mücadelesini veren bir parti olarak bu seçim döneminde de adaylarımızla, dava arkadaşlarımızla milletin sesi olmak adına mücadele ediyoruz. Bu milletin hangi mecralardan sıyrılarak buraya geldiğini biliyoruz. Yeni Türkiye diyerek deli gömleği giydirmeye çalışıyorlar. Herkesi ay yıldızlı bayrağın altında Demokrat Parti’ye çağırıyoruz.

 

 

Demokrat Parti şemsiyesi altına çağırıyoruz milletimizi. Türkiye’nin kendine yeni bir rota tayin etmesi gerekiyor. Yeni nesil Türkiye programımızla özlem duyduğumuz yarınlara gitmek için gayret gösteriyoruz. Çözümsüzlüğü dayatanlara karşı Meclis’teki muhalefetle bir yol alınmayacağını biliyoruz. Kutuplaştırıcı, ayrımcı, ayrıştırıcı bu siyaset anlayışını ret ediyoruz. Bu siyaset anlayışı karşısında bize emanet edilen değerleri yarına taşımak için kurucu irademizin ortaya koyduğu irade ile yeniden ayağa kalkıyoruz.

 

Bu kritik dönemde 'Yeni Nesil Türkiye' adını verdiğimiz programımızla beraber bu büyük ülkeyi yeniden insani gücüyle, gençleriyle, kadınlarıyla özlem duyduğumuz yarınlara taşımak için gayret gösteriyoruz. Türkiye'yi çözümsüzlük dayatanların karşısında, bu çözümsüzlüğü dayatan ile Meclis’te temsil edilen muhalefet anlayışıyla mesafe alınabilmesine imkanı olmadığını biliyoruz.

 

 

Türkiye’nin iklim değişikliğine ihtiyaç vardır. Devleti temsil eden Cumhurbaşkanı tüm Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olmalıydı. Ama kendisine oy verenlerin, kendi partisinin Cumhurbaşkanıdır. Birçok sıkıntı yaşıyoruz. Avrupa Başkenti olmak yerine Ortadoğu başkenti olmaya çalışıyorlar. Millet Meclisi’ni açılış gününde Meclis koltuklarında oturan milletvekilleri taciz edecek duruma gelmiştir. Bu parlamenter sistemin çivisi Cumhurbaşkanıdır. Her şeyi taşeronlaştırdıkları gibi Başbakanlık makamını da taşeronlaştırdılar. Kendi seçtikleri Başbakana güvenmiyorlar. Sizin güvenmediğinize millet nasıl güvensin?

 

“PKK’nın siyasi uzantısı olan HDP’nin değirmenin su taşıyamazsınız”

 

Başbakan kalkıp Van’da insanlarımızı tehdit ediyor. Ey Başbakan, sen Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanısın. Yıllarca PKK’nın propagandasını yaptığı bir şeyi sen kullanamazsın. Onların sözlerini sen kullanamazsın. PKK’nın siyasi uzantısı olan HDP’nin değirmenin su taşıyamazsın. Terörle mücadelede Türk Silahlı Kuvvetleri’ne destek vereceğinize morallerini bozuyorsunuz. İrade göstermesi gereken siyasetçiler şark kurnazlığı ile meseleden rant elde etmeye çalışıyorlar.

 

 

Böyle bir zeminde bugün bölgemizde Suriye, Irak ile komşu olduğumuzu kimse iddia edemez. Suriye gibi bir ülkeye siyaset ihraç etmeye çalışıyorlar. Türkiye, kendi iç hukukunu teminat altına almış, hiçbir çatışmanın içinde bugüne kadar yer almadı. Ama siz doğuya sırtlarını döndüler diyerek elinizi attığınız her yeri karıştırdınız. Ama Türkiye’yi karıştıramayacaksınız. Böyle bir iklimde kurumlar çalışmıyor, demokrasi işlemiyor. Bir kişinin ihtirasları için ülkeye bir başkanlık sistemi dayatılıyor.

 

“İtikatta Müslüman olduklarını söyleyenlerin amelde yağmacı olduğunu gördük”

 

Anayasal bir krizin eşiğine geldik. Türkiye’nin tarihi yürüyüşüne devam etmesi için her kritik eşikte görevini yerine getiren Demokrat Parti yeniden sıçrama hareketine geçmeli. Ülkenin en kritik hizmetlerinden her yerine kadar taşeronlaştırma yapıldı. Yeni eşikleri atlayarak, insanımızın yeniden huzur içinde yaşadığı bir Türkiye’yi ortaya çıkarmak durumundayız. 13 yıldır hiç kimseye verilmeyen tek başına iktidara karşı halkımız davacıdır. Seçim beyannameleri bir itiraf beyannamesidir. İtikatta Müslüman olduklarını söyleyenlerin amelde yağmacı olduğunu gördük.

 

Onlar bu ülkenin kaynaklarını kaçak saraylarda kullandılar. Bu ülkenin kaynaklarına çerez parası olarak nitelendirdiler. Milletin mahkemeleri önünde hesap vereceği günler yakındır. Bu milletin evlatlarına reva gördükleri adaleti biz onlara reva görmeyeceğiz. Biz yine adaletten ayrılmayacağız. Biz önce seçimi demokratikleştireceğiz ve barajları kaldıracağız. Milletimizin seçtiği vekillerini denetleyebileceği bir düzeni hep beraber ortaya çıkarmalıyız. Bugün ki düzeni bin atama demokrasisine çevirenlere karşı yeni bir şey ortaya koymalıyız.

 

Bizler Büyükşehir yasasını değiştireceğiz. Nüfusu 5 bini geçen yerlere yeniden belediye olma hakkı vereceğiz. Köylerin hüviyetlerini geri vereceğiz. Emekliye verilen zam ve asgari ücret ile ilgili vaatler halkı kandırmaktan öteye gitmiyor. Yeni bir vergi düzeni getireceğiz. Verginin adaletli olması gereken yerde bu iktidar havuz medyasının vergilerini siliyor, ama yoksul vatandaşımızın vergisini silmiyor. Üretimin önündeki en büyük engel olan dolaylı vergiler alınmayacak. Lüks kullanım vergisi olacak ama ÖTV tamamen kaldırılacaktır. İstihdam yaratacak bir model üzerinde ekonomik yapılandırma yapacağız.” 


Kaynak ( DP )